Bediüzzaman için galiz tabirler kullanan bedbahtların başlarına gelen ibretli fâcia

submitted by Mehmet ER on 10/28/23 1

ABDÜLVAHİD TABAKÇI AĞABEY Eskişehir Risale-i Nur hizmetleri deyince nur talebelerinin aklına gelen ilk isimlerden birisi belki de birincisi Abdulvahid Tabakçı’dır… 1949 senesinde ilk defa Bediüzzaman Hazretlerini Afyon Hapishanesinde gören ve 50’lili yılların ortalarından itibaren tam teşekküllü ve tam teçhizatlı olarak hanesi ve hane halkıyla beraber hizmet kervanına katılan bu ağabeyimiz, 1966’dan itibaren İstanbul Çamlıca’da ikamet etmektedir. Aziz Üstadımızın, “müteharrik-i bizzat” tarif ve şümulüne mâsadak olan Abdülvahid ağabey, ilerlemiş yaşına rağmen hala aktif hizmetlerin içindedir. Hizmet, sanki ete kemiğe bürünmüş, Abdülvahid olarak görünmüş… Yaşayan tarih Abdülvahid Tabakçı’nın hatıraları bir döneme projektör tutuyor. Günümüz gençlerinin anlamakta zorlanacağı hatta inanamayacağı hatıralarının, bir nefeste, bir çırpıda okunacağına inanıyorum... Dedeleri tıpkı Zübeyir ağabeyin ataları gibi Kafkasya’dan hicret eden Abdülvahid ağabeyimizle bizzat röportajımız oldu. Uzun kayıtlar yaptık. Abdülvahid Ağabey 16 Ocak 2019 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. TALEBİMİZ ÜZERİNE, BİZZAT YAZARAK KENDİNİ ŞÖYLE TANITMIŞTIR: Ben Abdulvahid Tabakcı, 1927 yılında Eskişehir’in Çifteler İlçesine bağlı Belpınar köyünde doğdum. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Türk halklarından Karaçay kökenli bir aileden geliyorum. Atalarımız diğer Kafkas halklarıyla birlikte Rus Çarlığının zulmüne karşı Şeyh Şamil zamanında ve daha sonra hep mücadele içinde olmuşlar. Şartların iyice zorlaştığı bir zamanda her nasılsa devletlerarasında varılan bir anlaşma ile 1905 yılında verilen göç izni üzerine, Karaçaylılardan 950 hanelik bir kafile üç Rus gemisi kiralayıp İstanbul’a gelmişler. O zaman padişah bulunan cennetmekân Sultan Abdülhamid Han özel bir ilgi göstererek bu muhacirleri Ankara, Afyon, Konya ve Eskişehir havalisine köyler kurarak yerleştirmiş. Benim ailemin de içinde bulunduğu kafile birkaç yer dolaştıktan sonra Belpınar köyünü kurup yerleşmişler. Daha sonraları 1946–1948 arasında kendi atımla askere gittim. O zamanlar böyle bir uygulama vardı. Ankara’da yaptım askerliğimi; süvari sınıfında hizmet gördüm. Terhisimden sonra Üstad’ı ilk defa olarak 1949 yılında Afyon hapishanesinde gördüm ama o zaman görüşememiştim. EVİMİN ÜÇÜNCÜ KATINI ÜSTAD HAZRETLERİ ŞEREFLENDİRDİ Bilahare ben 1957’de ailece Eskişehir’e yerleştim. Eskişehir’de çiftçilik, koyunculuk, otelcilikle meşgul oldum. Orada Odunpazarı semtinde üç katlı bir ev aldım. Bu evin üçüncü katını daha sonra Üstad Hazretleri şereflendirdi ve Eskişehir’e geldiğinde zaman zaman orada kaldı. Giriş katta bir polis oturuyor numarasıyla matbaada tab edilen risaleler orada kırma yapılıp kitap haline getiriliyordu. Daha Üstad gelmeden başlamıştı bu işler. Ben üst katı teras katı olarak kullanmak için içerdeki bir merdiveni dışarı çıkardım. Bizim hanım rahmetlik birkaç defa rüyasında Üstad Hazretlerinin bize geldiklerini görmüş. Ondan sonra biz yukarı katı Üstad gelecek diye hazırlayıp kurduk. Daha evvel Üstad Eskişehir’e geldiğinde Yıldız Otelinde kalırdı. Bu ev uzun süre bir dershane hüviyetini devam ettirdi. Bu sıralarda Köprübaşı-Sıcaksular denen semtte altında büyük kahvehanesi bulunan bir oteli işletmeye başladım. Üstad’ın duasıyla aldığım bu oteli ayrıca anlatacağım. Sonraları 1966’da İstanbul’a göç ettik. Halen Üsküdar Çamlıca’da ikamet etmekteyim. Eskişehir ve İstanbul’da elli yıldır bu hizmetin içinde bulunmaya çalışıyorum. Cenab-ı Hakk’dan son ana kadar da devamını niyaz etmekteyim. Abdülvahid Tabakçı ABDULVAHİD TABAKCI AĞABEYİMİZİ ÜÇ KERE EVİNDE ZİYARET ETTİM Abdulvahid Tabakcı ağabeyimizi üç kere evinde ziyaret ettim ve uzun kamera çekimleri yaptım. Fakat o, hatıralarının neredeyse tamamını oğlu İsmail Hakkı Bey’in yardımıyla bizzat yazıp adresime göndermiştir. Kendisi öyle arzu etmiştir. Böylece çok daha sıhhatli ve dikkatli, belge niteliğinde bir metin ortaya çıkmıştır. Soyadının manasını da sorduğum Abdülvahid ağabey; atalarının tabakçılık işini yaptığını söyledi. Bana sık sık şunları da söyledi: “Bu hatıraları almak için çok kimseler geldi, fakat onları darıltmak bahasına da olsa, veremedik… Nasip sanaymış… Kısmen bazı hatıralarım yayınlandı, fakat onlarda eksik ve hatalar var…” Duygu yüklü ağabeyimizin göz pınarları neredeyse her zaman ıslak... Şimdi hatıralarını kendi ifadelerinden okuyalım. Ömer Özcan ABDÜLVAHİD TABAKCI ANLATIYOR: Ömer Özcan kardeşimiz tarafından, ısrarla, bu fakirden üstadımızla ilgili hatıralarımın yazılması talep edildiğinde gönlüme -belki hatıralar kadar önemli saydığım- bazı düşüncelerimi gelecek nesillere aktarmak arzusu geldi. Bendeniz seksenini geçmiş bir insanım. Kimseden bir beklentim, korkum veya ümidim yoktur. Düşüncelerimi serbestçe söylüyor ve yazıyorum. Elbette bunlar kimseyi bağlamaz, hepsi benim hayatta edindiğim bilgi ve tecrübelerimin sonucudur. Hatıralara başlamadan önce… Hatırların tamamı, Ağabeyler Anlatıyor cilt-3 kitabından okunabilir.

Leave a comment

Be the first to comment

Email
Message
×
Embed video on a website or blog
Width
px
Height
px
×
Join Huzzaz
Start collecting all your favorite videos
×
Log in
Join Huzzaz

facebook login
×
Retrieve username and password
Name
Enter your email address to retrieve your username and password
(Check your spam folder if you don't find it in your inbox)

×